Son güncelleme: 10 Ağustos 2026
10 Eylül 1509 gecesi İstanbul ve Marmara Denizi'nin kuzeydoğu kıyıları, kentin yazılı tarihindeki en yıkıcı depremlerden biriyle sarsıldı. Osmanlı kaynaklarında ve sonraki tarih anlatılarında olay, yarattığı büyük yıkım nedeniyle “Kıyamet-i Suğra”, yani “Küçük Kıyamet” adıyla anıldı.
Deprem aletsel kayıt döneminden yaklaşık dört yüzyıl önce meydana geldiği için büyüklüğü, merkez üssü, kırılan fay ve can kaybı doğrudan ölçülmüş değildir. Bugün kullanılan değerler; Osmanlı kayıtları, Avrupa kaynakları, yapı hasarlarının coğrafi dağılımı, tsunami anlatıları ve modern sismolojik modellerden üretilen tahminlerdir.
Kısa cevap: Akademik kaynakların önemli bir bölümü depremi 10 Eylül 1509, yaklaşık 22.00 olarak tarihlendirir. Tahmini büyüklük çoğunlukla Ms 6,8–7,2 aralığında değerlendirilir. Ağır hasar Silivri–Gebze arasındaki yaklaşık 100 kilometrelik kıyı kuşağında yoğunlaşmış; İstanbul, Çekmece ve Adalar ciddi biçimde etkilenmiştir. Depremle bağlantılı bir tsunaminin İstanbul kıyılarını bastığına ilişkin güçlü tarihsel ve bilimsel kanıtlar bulunmaktadır.
| Başlık | Bilimsel değerlendirme |
|---|---|
| Tarih | 10 Eylül 1509 en yaygın kabul gören tarihtir |
| Yaklaşık saat | 22.00 |
| Tahmini büyüklük | Ms 6,8–7,2 |
| En ağır etki alanı | Silivri–Çekmece–İstanbul–Adalar–Gebze kıyı kuşağı |
| Tahmini kırılma uzunluğu | Yaklaşık 60–70 km |
| Tsunami | Güçlü kanıtlarla desteklenir; katalog güvenilirliği “kesin” düzeyinde değerlendirilmiştir |
| Can kaybı | Kaynaklara göre değişir; 4.000–5.000 ve daha yüksek tahminler bulunmaktadır |
| Tarihsel adı | Kıyamet-i Suğra / Küçük Kıyamet |
N. N. Ambraseys ve çalışma arkadaşlarının tarihsel sismoloji araştırmaları ile güncellenmiş Türkiye tsunami kataloğu, depremi 10 Eylül 1509 gecesi yaklaşık saat 22.00 olarak verir. İstanbul'un tarihini ele alan akademik çalışmalarda da en sık kullanılan tarih 10 Eylül'dür.
Bununla birlikte bazı ikincil ve kurumsal yayınlarda 22 Ağustos, 14 Eylül veya 15 Eylül tarihleri de görülebilir. Bu farklılıklar; dönemin Osmanlı, Rumi, Jülyen ve diğer takvim sistemlerinin bugünkü takvime çevrilmesi, olaydan sonra kaleme alınan metinler ve belgelerin aktarım biçimlerinden kaynaklanabilir.
Bu nedenle sayfada tek bir tarihi tartışmasız gerçek gibi sunmak yerine, bilimsel literatürde en güçlü kabulün 10 Eylül 1509 olduğunu, diğer tarihlerin ise kaynak farklılıkları içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyoruz.
1509 yılında sismograf bulunmadığı için depremin büyüklüğü doğrudan ölçülemedi. Modern araştırmacılar büyüklüğü; hasarın yayıldığı alan, tarihsel şiddet gözlemleri ve olası fay uzunluğu üzerinden hesaplar.
Ambraseys'in Marmara Denizi'nin 1500 sonrası sismisitesini inceleyen çalışması, 1509 depremi için Ms 6,8–7,2 aralığını öne çıkarır. Aynı çalışma, bu olayın 1912 Mürefte–Şarköy ve 1999 İzmit depremleri gibi 100 kilometreden uzun kara kırıkları oluşturan en büyük bölgesel depremlerden daha kısa bir denizaltı fay parçasını kırmış olabileceğini belirtir.
Bazı kataloglarda 7,2 değeri tek sayı olarak kullanılır. Ancak bu rakam bir cihaz ölçümü değildir. Bilimsel olarak en doğru anlatım, depremin büyüklüğünü yaklaşık bir değer veya aralık olarak vermektir.
Depremin kesin kaynak fayı bilinmemektedir. Hasar dağılımı, İstanbul'un iki yanında ve Marmara Denizi'nin kuzeydoğusunda yoğunlaşır. Silivri ile Gebze arasındaki yaklaşık 100 kilometrelik kuşakta; Çekmece, tarihî İstanbul ve Adalar çevresinde şiddetin VII ve üzerine çıktığı değerlendirilmiştir.
Ambraseys'in makrosismik yorumuna göre tahmini kırılma uzunluğu yaklaşık 60–70 kilometredir. Bu bulgular depremin, Kuzey Anadolu Fay Sistemi'nin Marmara Denizi içindeki kuzey kollarından birinde meydana geldiğini düşündürür. Ancak 1509 kırığının bugünkü adlandırmayla tam olarak hangi segment veya segmentleri kapsadığı konusunda farklı modeller vardır.
Bu nedenle “1509 depremi kesin olarak şu fayda oldu” biçimindeki ifadelerden kaçınılmalıdır. Daha doğru ifade şudur:
Depremin kaynağının Marmara Denizi'nin kuzeydoğusundaki Kuzey Anadolu Fay Sistemi içinde olduğu düşünülmekte, fakat kırılan segmentin sınırları kesin olarak bilinmemektedir.
Tarihsel kayıtlar, hasarın özellikle sur içi İstanbul, Galata, Çekmece, Adalar ve Boğaz çevresinde ağır olduğunu gösterir. Büyük İstanbul Tarihi'nde aktarılan bilgilere göre şehirde binlerce ev yıkıldı veya kullanılamaz hâle geldi. İstanbul ve Pera'da hasar görmeyen ev kalmadığını söyleyen anlatılar bulunmakla birlikte, bu tür ifadeler felaketin büyüklüğünü aktaran tarihsel betimlemeler olarak değerlendirilmelidir.
Kaynaklarda öne çıkan yapı hasarları şunlardır:
Bu sayıların tümü aynı tarihte hazırlanmış tek bir modern hasar tespit raporundan gelmez. Farklı dönem ve dillerdeki kayıtların birleştirilmesiyle elde edilmiştir; bu yüzden sayılar yaklaşık kabul edilmelidir.
Can kaybına ilişkin farklı tahminler vardır. Büyük İstanbul Tarihi, 4.000–5.000 ölüm ve bunun yaklaşık iki katı kadar yaralı olabileceğini aktarır. Bazı kurumsal yayınlarda ölüm sayısı 5.000–10.000 aralığında verilir; daha yüksek rakamlar kullanan ikincil kaynaklar da bulunmaktadır.
Farklılığın başlıca nedenleri şunlardır:
Bu nedenle sayfada tek ve kesin bir can kaybı sayısı vermek yerine, kaynağı belirtilmiş tahmin aralıkları kullanılmalıdır.
Evet. Tarihsel kayıtlar ve güncellenmiş bilimsel tsunami katalogları, 1509 depremiyle bağlantılı bir tsunamiyi güçlü biçimde destekler.
Altınok ve arkadaşlarının Türkiye kıyılarını etkileyen tsunamileri yeniden değerlendirdiği katalogda 1509 olayı en yüksek güvenilirlik sınıfında yer alır. Çalışmada:
aktarılır.
Bazı kataloglarda yerel dalga yüksekliği veya tırmanma değerleri 6 metre ve üzeri olarak tahmin edilir. Ancak bu rakamın İstanbul'un bütün kıyıları için geçerli tek bir dalga yüksekliği olmadığı unutulmamalıdır. Kıyı geometrisi, deniz tabanı, olası denizaltı heyelanları ve yerel topoğrafya tsunami etkisini kıyıdan kıyıya değiştirmiş olabilir.
Tarihsel anlatılar artçı sarsıntıların haftalar boyunca devam ettiğini gösterir. Kaynaklarda 18 gün, 40 gün veya yaklaşık 45 gün gibi farklı süreler bulunur. Bu fark, artçıların hangi şiddet eşiğinin üzerinde sayıldığı veya kayıtların hangi tarihte sona erdiğiyle ilgili olabilir.
Kesin gün sayısı yerine, hissedilen artçıların haftalarca sürdüğünü ve halkın uzun süre evlerine dönmekte zorlandığını söylemek daha güvenlidir.
Depremden sonra II. Bayezid yönetimi geniş çaplı bir yeniden imar çalışması başlattı. Anadolu ve Rumeli'den ustalar ve işçiler İstanbul'a getirildi. Büyük İstanbul Tarihi'nde seferber edilen işçi sayısı 66.000'e kadar çıkar; başka araştırmalarda 3.000 usta ile on binlerce işçiden söz edilir.
Onarımın finansmanı için ek vergiler toplandı. Yapıların onarımı, surların güçlendirilmesi, su sistemi ve önemli dinî yapıların yeniden ayağa kaldırılması aylar sürdü. Bazı akademik araştırmalar, büyük ölçekli onarım programının 1510 yılı içinde tamamlandığını belirtir.
1509 depremi yalnızca bir doğal afet değil; Osmanlı İstanbul'unda yapı düzeni, yeniden imar, iş gücü seferberliği ve afet sonrası yönetim açısından da önemli bir dönüm noktasıdır.
1509 depremi bugünkü Marmara faylarında belirli bir tarihte deprem olacağını göstermez. Tarihsel bir olayın üzerinden geçen süre tek başına kısa vadeli deprem tahmini yapmak için kullanılamaz.
Buna karşılık olay şu gerçekleri açıkça gösterir:
İstanbul'un güncel fayları, zemin koşulları, tarihsel deprem kataloğu ve ilçe ölçeğindeki değerlendirmeler için İstanbul Deprem Riski sayfamızı inceleyebilirsiniz.
1509 depremi aletsel dönem öncesinde gerçekleşti. Bu nedenle internette karşılaşılan tarih, büyüklük, merkez üssü, ölü sayısı ve tsunami yüksekliği değerlerinin tamamı aynı güven düzeyine sahip değildir.
| Konu | Kaynaklarda görülen değerler | Bu sayfadaki yaklaşım |
|---|---|---|
| Tarih | 22 Ağustos, 10 Eylül, 14 Eylül, 15 Eylül | Akademik literatürde yaygın olan 10 Eylül esas alındı; farklılık açıklandı |
| Büyüklük | 7,0; 7,2; 7,2±; yaklaşık 8 | Ms 6,8–7,2 bilimsel aralığı kullanıldı |
| Can kaybı | 4.000–5.000, 5.000–10.000 ve daha yüksek değerler | Kesin sayı verilmedi; kaynak aralıkları belirtildi |
| Artçı süresi | 18, 40 veya 45 gün | “Haftalarca sürdü” ifadesi kullanıldı |
| Tsunami | Farklı yerel yükseklik ve su basma değerleri | Olayın güçlü kanıtlı olduğu, etkinin kıyıya göre değiştiği belirtildi |
Akademik tarihsel sismoloji çalışmalarında en yaygın kabul gören tarih 10 Eylül 1509'dur. Bazı yayınlarda farklı tarihler bulunmasının nedeni eski takvimlerin çevrilmesi ve tarihsel kayıt farklılıklarıdır.
Deprem doğrudan ölçülmedi. Hasar ve hissedilme alanından yapılan modern hesaplamalar büyüklüğü çoğunlukla Ms 6,8–7,2 aralığında değerlendirir.
Yıkımın büyüklüğü, can kayıpları ve haftalarca süren artçı sarsıntılar nedeniyle olay Osmanlı anlatılarında Kıyamet-i Suğra, yani Küçük Kıyamet olarak anıldı.
Evet. Tarihsel kayıtlar ve bilimsel tsunami katalogları; Galata, Yenikapı, Aksaray ve İzmit kıyılarında taşkın ve dalga etkilerini desteklemektedir.
Hayır. Tarihsel bir deprem, günümüzdeki bir depremin tarihini vermez. Ancak İstanbul ve Marmara kıyılarının deprem ve tsunami tehlikesinin anlaşılmasına yardımcı olur.
Kaynağın Marmara Denizi'nin kuzeydoğusundaki Kuzey Anadolu Fay Sistemi içinde olduğu düşünülür. Kırılan segmentin kesin sınırları konusunda farklı bilimsel modeller vardır.
Güncel fay haritası, zemin bilgisi, ilçe ilçe değerlendirme, son depremler ve deprem gündemi İstanbul sayfasında.
İstanbul deprem riski →