ÜÇLÜ EKLEMLERİN MARMARA DENİZİNİN OLUŞUMUNDAKİ ROLÜ.

Prof.Dr.Uğur Kaynak

Anadolu Çevre Asamblesi Gn.Bşk.

Marmara Denizinin oluşum aşamalarında boğaz önündeki üçlü eklemin önemli bir işlevi vardır.Bu bağlamda İstanbul Boğazı’nın oluşum aşamaları da Marmara’nın oluşum izlerini taşır.

 

Şekil-1’de görüldüğü gibi İstanbul boğazı, Oligosen (Yaklaşık 30-35 milyon yıl) yaşlı formasyonları kesmiştir. Öyleyse Alpin dağoluş süreçte, İstanbul Boğazı, Marmara’nın tabanından daha sonra meydana gelmiştir. Bazı Amerikalı bilim adamlarının iddiasına göre, Türk basınında da yazıldığı gibi, İstanbul Boğazı’nın oluşumu öyle birkaç bin yıllık bir nehir vadisinden oluşmuş değildir.

 

Zira; senklinal dereleri dışında hiçbir akarsu vadisinin yan dereleri, ana eksene dik olarak oluşturulmaz. Yan dere sistemi şablonu, naturası gereği, yaprak damarı biçiminde oluşur. Kaldı ki Baltalimanı Deresi ile Çenkelköy Deresi’nde olduğu gibi ters yönde de yan dere oluşamaz. Hiçbir akarsu, mansap-memba-yan dere üçlü birleşimlerinde 120°-120°-120° ‘lik açılar oluşturamaz. Buna karşılık sadece birer kolu Karkıl haline gelerek körlenen “Duraylı Rift-Rift-Rift Üçlü Eklemleri”nin kolları arasında 120 ‘şer derecelik açılar vardır. (RRR-Triple Junction). Dolayısı ile İstanbul boğazı, Marmara’nın doğu-batı doğrultuda açılmasından çok daha sonraki bir aşamada (oligosenden sonra), aynı bilinen işlevle, fakat (hâlâ tam olarak anlayamadığım bir nedenle) kuzey – güney doğrultuda açılmış olmaktadır. Tam olarak anlamasam da “bir parazit konveksiyon ürünü olabilir” diyorum. Bu Marmara’nın izobat konturları yeni elimize geçti ya. Bu günlerde Marmara’nın batimetrik haritalarına bakan kimi yerbilimciler, akarsular yeryüzünde nasıl menderes yapıyorlarsa, doğal olarak deniz tabanında da öyle menderes yapabilen türbidit kanyonlarını, yanlışlıkla eski nehir yatakları(!) olarak değerlendirirken, kimileri de Adalar Fayına, “Orada büyük deprem olmaz. Orası düşey atımlıdır(!) diyor. E tabi böyle saçmalayanlara da bazı hocalar çok kızıyor ve “Kardeşim, bizden başka kimsenin elinde veri yok. Nasıl konuşuyorlar anlamıyorum” diyor.

 

Şekil-1. İstanbul Boğazının oluşumunda etkin olan sekiz adet üçlü eklem.

 

Ancak burada RRR kısaltmasındaki R harfi, Ridge olarak değil Rift olarak algılanmalıdır. Zira tanım olarak bir ridge’in yüksekliği bazan 5 km yükseklikte ve bilateral genişliği ise 3000 km eninde olabilmektedir. Örnek= Mid Atlantic Ridge. Yani 5 km yükseklikli üç sırt gelip de bir noktada nasıl birleşir? Var mı bunun hiç örneği? Halbuki, daha doğru dürüst bir sırt oluşmadan üç rift bir noktada birleşir. Daha ayrıntılı söylenirse, bir hot point dom’u çatladığında naturası gereği üçlü yarık oluşur. Boyut önemli değil. Depremden önce Düzce’deki bir fabrikanın radye temelinin altındaki kil, yer yer şiştiğinde de taban betonu hep üçlü yarık biçiminde çatlamıştı! Kaldı ki  Protomarmara’yı açan Triple Junction zinciri’nin her bir Dom’unun çapı hipotetik olarak yaklaşık 100-120 km kadardır. Yani İlkel Marmara’nın eni ile uyumlu!

Zaman ilerledikçe, daha kenarları plastik yığışımlı ortası kristalin çekirdekli Orta Anadolu kabuğu ile (İç Batı Anadolu Eşiğinde) tam olarak birleşmemiş olan Batı Anadolu mikro kıtası, Neotethys Okyanusunun kuzey kolu ile birlikte kuzeye doğru seyahatine devam etmiş ve bizim İlkel Marmara’yı açan küçük konveksiyon yükselimimiz (üzerindeki kabuk kuzeye yürüdüğü ve kendisi görece daha güneyde durduğu için) sırası ile ve hareketin duraksadığı anlarda daha da etkin olarak, Bakırçay – Gediz - Küçükmenderes – Büyükmenderes Grabenlerini yarmıştır.

Şekil-1 ‘deki 8 numaralı üçlü eklem, diğerlerinin tersine davranarak güneye bakan iki kolunu açmaya devam etmiş, kuzeye bakan kolunu karkıl haline getirmiştir. İşte bu üçlü eklem sonradan buraya gelip yerleşen KAFZ’nun en kuzey koluna bir kilit görevini üstlenmiştir.

 

Şekil-2. Orta Marmara Fayının iki ucundaki eklemlerin batıya doğru dönerek sürüklenmesi. Beyaz çizgi ile gösterilenler, sağda Adalar Fayı, Ortada Orta Marmara Fayı, Solda Ganos Fayı.

 

Kilit kırıcı öncülerin tam Ahırkapı ile Çatladı kapı açıklarında oluşmasını bekliyordum. Ancak bu öncüler 20 km kadar batıda oluşmaya başladılar. Bunun üzerine daha sert olan ve yaklaşık 120 derecelik bir dirsek yapan Marmara tabanının daha yumuşak olan kuzey kabuğu ezerek batıya doğru dönmüş olabileceği aklıma geldi. Bu dönüşün başka yerlerde bir sürü ölçülmüş örneği de vardı. Yaptığım hesaplama ile kilit noktasının sekiz milyon yılda 20 km batıya doğru ötelendiğini buldum. Bu durumda Neo Tethys okyanusunun kuzey kolunun kapanması ile bu günkü boyutlara küçülen Marmara denizinin oluşumu için 30 milyon yıl önce Marmara boyutlarına küçülmeye başladı derken, Boğazların açılması (yarılması) için sekiz milyon yıl önce başladı diyebiliriz. 

 

İşte bu batıya göç eden iki adet kilit noktasının en azından birinin kırılması gerekmektedir. Ancak o zaman aşırı gerilim altında olan Orta Marmara Fayı çalışabilecektir. Bu durumda Orta Marmara Fayının kilitler kırılmadan çalışması olasılığı çok zayıf görünmektedir. Bu yargıya varmak için bir tek nedenim var. Doğu Marmara Depremi olduğunda zaten gerilim altında olan Yalova doğrultu atımlı fayı ile Adapazarı ve Avcılar Eğim Atımlı Faylarını da bir kaç saniye içinde çalıştırmıştı. Bu sırada zaten gerilim altında olan Orta Marmara Fayını çalıştıramadı. Öyleyse Orta Marmara Fayı Çalışmak için iki ucundaki kilitlerden en azından bir adedinin kırılmasını bekliyor denilebilir. Eğer doğu kilit kırılırsa, yani Adalar Fayı ile Orta Marmara Fayı birlikte çalışırlarsa yaklaşık M = 6.9 ± 0.1 , eğer batı kilit kırılırsa, yani Orta Marmara Fayı Ganos Fayı ile birlikte çalışırsa yaklaşık M = 7.2 ± 0.1 , ancak iki kilit te aynı anda kırılırsa, yani Adalar, Orta Marmara ve Ganos Fayları birkaç saniye ara ile çalışırlarsa, o zaman yaklaşık M = 7.6 ± 0.1 gibi bir büyüklük söz konusu olabilir. Burada bu büyüklüklerin fay boyu regresyon eğrisinden bulunmayıp, fay düzlemi, baskı, sıcaklık, maksimum sürtünme katsayısı seviyesi, gibi parametrelerin, kabuk kalınlığının kontrolünde göz önüne alınması ile hesaplanmış olduğunu tekrar belirtmek isterim.