KABUKSAL ÇATLAK SİSTEMLERİ, DEPREM VE YANILGILAR
THE CRUSTAL FRACTURE SYSTEM, THE EARTHQUAKES AND THE MISUNDERSTANDINGS.
Uğur KAYNAK Ph.D.
E-Posta: [email protected]
Anahtar Kelimeler: Elastik Rebound Teorisi, Mikro tansiyon çatlakları, Sistematik kabuksal çatlaklar, Sürekli özdirenç ölçümü, Sürekli sismik hız ölçümü, Kısmi latis göçertilmesi.
Key Words: Elastic Rebound Theory, Micro tension cracks, Lithospheric fracture system, Continuous resiztivity monitoring, Continuous seismic wave travel time monitoring, Quasi debris of the lattice .
ÖZET
Çalışmada kopma gerilmesine yaklaşan fay segmentlerinde oluşan mikro tansiyon çatlaklarının sanıldığı kadar önemli olmadıkları varsayılmıştır. Ana şokun hemen öncesinde ve ana şok sırasında asıl görev yapan ajanların sistematik çatlaklar olduğu gösterilmiştir. Sistematik çatlakların depremle karşılıklı etkin etkileşimleri nedeni ile odak mekanizması hakkındaki bütün bilinenlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Buna göre ana şok yaklaştığında; segmentin deformasyon bölgesi kısmi latis göçertilmesi nedeniyle aşırı ısınmakta, kayaçlar genleşmekte, sistematik çatlaklar kapanmakta, çatlaklardaki akışkanlar yeryüzüne fışkırtılmakta, deformasyon bölgesi kabarmakta, fay düzlemi açılmakta, fay düzleminin kilidi kırılarak sürtünme direnci azaltılmakta, deformasyon bölgesinin bilateral kompartmanları gerilimi azaltacak yönlerde harekete geçmekte ve böylece deprem oluşmaktadır. Bu modele göre gerilim bölgesinde yapılacak on-line kuyu çapraz atışları ve elektriksel direnç ölçümleri sayesinde ana şoktan birkaç günle birkaç saat öncesinde insanlara vakit kazandıracak bir deprem alarmı verilmesi mümkün olacaktır. Çünkü kapanan sistematik çatlaklar yüzünden, bilinenlerin aksine sismik hız ve kayaç iletkenliği aniden yükselmektedir.
ABSTRACT
It is supposed that the micro tension cracks are not important based on the knowledge’s before in the rocks reached to the breaking points, in this study. It is shown that the essential agents before and while the main shock are the lithosphere fracturing system. All of the information about mechanism of the hypocenters needs to be a revision because being of the effective interaction between the fracturing system and the earthquakes. When the main shock getting closed; the deformation area of the fault segment suddenly get hotter because of the quasi debris of the lattice, the rocks expand, the fractures get close, the fluids and the volatiles in the fractures eject to the open air, the deformation area rises up, the fault plane begins to open, breaking of the fault plane lock causes the decreasing of the friction resistance, the bilateral compartments of the deformation area begin to walk to the new unstressed locations and the earthquake begins. According to those of the model, as the on-line cross hole shots and the resistivity measuring on the deformation area observed continuously, the people will be aware, from a few hours to a few days before the main shock, by the proper alert system. The closing down of the fracture system will drive the dramatically changes at the velocity of the seismic waves and conductivity of the medium, contrary to the knowledge’s.
GİRİŞ
Katı cisimlerdeki çatlak oluşumu hakkında 1770 yılında bir matematiksel modelleme yapan COULOMB’dan 154 yıl sonra onun ne dediği anlaşılmış ve GRIFFITH adındaki bir mühendis, 1924 yılında camsı malzemelerde gerilim altında oluşan mikro çatlakları tanımlamıştır. Internet arama motorlarında “Kabuksal Çatlak Sistemleri” veya “Litosferik Mikro Çatlak” diye sorgulanınca en az 30.000 adet çalışma getirilmektedir. Bu çalışmanın giriş bölümünü çok sayıdaki araştırma ile doldurmak yerine konuya çok önemli katkı koyan birkaç çalışma dikkate alınmıştır. Örneğin 1.ROTH, F.,1993 ‘e göre; katmanlı bir yerkabuğunda dilatasyonel kuvvetler yüzünden açılan çatlakların momentinin sıfıra yakın olması gerekir. Doğal olarak volkanik bölgelerde veya okyanussal sırtlarda açılan çatlaklar, magma veya lavlar tarafından, dayk oluşturularak doldurulacaklardır. Bu modele göre volkanların altındaki magma odaları boşluklardan değil yoğun dayk’lardan oluşmalıdır.2BLOCH S. ve HOFMANN, A.W., (1978), ise, okyanus tabanındaki çatlak sistemlerinin hidrostatik basınçla 1 metre kadar açıldıklarını ve bu çatlak sisteminin içerisinde metasomatik Mg infiltrasyonu oluştuğunu belirtmektedirler. Aynı fenomen yeryüzündeki çatlak sisteminin içerisine girerek onu açan atmosferik kaynaklı hava için de geçerlidir. Kaynağı belirtilmemiş bir lecturer çalışmasında ise derinleştikçe ısınan kabukta, çatlak sistemlerinin 800°C ila 1000°C sıcaklıklardan sonra ortadan kalkmakta olduğunu vurgulanmaktadır. İzleyen çalışmada ise 9101 m derinliklerde sistemtik çatlakların neredeyse yok oldukları tesbit edilmiştir. 8HUENGES, E., J. ERZİNGER, J. KUECK, B. ENGESER, AND W. KESSELS, 1997, The permeable crust; geohydraulic properties down to 9101 m depth, J. Geophys. Res. 102, 18,255–18,265. Diğer taraftan 3McDONNALD,G.A. ve KUNO,H., (1968) ile 4KNOPOFF,L., DRAKE,C.L. ve HART,P.J.,(1968) editörlüğü tarafından hazırlanan Pasifik Yerkabuğu ile ilgili simpozyum kitaplarında (proceeding’lerde) bu konuda kapsamlı çalışmalar sunulmaktadır.
YERKABUĞU ÇATLAK SİSTEMLERİ
Konu Başlığında Litosferik Çatlak Sistemleri deyimi kullanılmamıştır. Hawaii’deki bazik karakterli Pahoehoe Lavlarının 700°C sıcaklıklara kadar soğuduğunda bile hızlı akışkanlıklarını korudukları görülmüştür. Lavların asitidesi yükseldikçe bu eşik sıcaklık ta yükselir. Yerkabuğunun 17 km – 20 km arasında yer alan Conrad Süreksizliğinin (Low Velosity Channel = Düşük Hız Kanalı) altında kalan katmanlarda sistematik çatlakların oluşturduğu blok boyutlarının oldukça büyütülerek çatlakların neredeyse yok oldukları düşünülmektedir. Sıcaklığın yaklaşık 800°C’yi aştığı Mohorovičič süreksizliğinin altında ise artık sistematik çatlakların yok olduğu kabul edilmektedir. 5(Mc.DONNALD,G.A., 1967). Böylece, Düşük Hız Kanalı’nın altındaki derinliklerde oluşmaya başlayan viskoelastik deformasyon yeteneği dolayısı ile sistematik çatlakların azaltıldığı ve Moho’nun altında iptal edildiği varsayılmaktadır. Yerkabuğunda oluşan mikro ve makro çatlaklar iki grup altında toplanırlar. İzleyen paragraflarda bunlar kısaca tanıtılmıştır.
Şekil-1.Arabistan’da Medine’nin batısında Kızıldeniz’den 70 km kadar doğuda 19.05.2009 tarihinde oluşan Mw=5.4 depreminin oluştuğu kristalin otoktonun deltoidal dilimlenmesi ve binlerce sistematik çatlakları.
Mikro (Tansiyon) Çatlakları.
İsimleri ile uyumlu olarak bu çatlaklar gerilim (tansiyon) altında oluşurlar. Etkiledikleri kayaç türüne göre biçimlenirler. Sıkıştırma zor’u (compressional stress) altında ezilmeler, gerdirme zor’u (dilatational stress) altında açık çatlaklar veya burulma zor’u (toroidal stress) altında yaysı ve çatallı çatlaklar oluşur. Malzeme laboratuarlarında taklit (simüle) edilebilirler.
Şekil-2. Polijenik Heteromorf Kongomerada oluşan toroidal çatlaklar.
Şekil-3. Yataklanmış Kayaç Çatlağı
Tektonik gerilimlerin etkisinde kalan kayaçlar genellikle kataklastik parçalanma tanımlamasına uygun olarak parçalanırlar. Kataklast’larda bloklanma boyutu kayacın sertlik derecesine göre değişebilir. Örneğin kataklastik gerilim altında parçalanmış kireçtaşlarında bloklanma boyutu 10 cm x 10 cm 10 cm ‘ye kadar düşebilmektedir.
Şekil-4. Granüler Çatlak
En önemlisi ise “tanjansiyel gerilimin oluşturduğu moment kolu etkisi ile iki boyutlu gerilim altında kalan sert kayaçlarda birbirine paralel boylanmış Mikro Tansiyon Çatlakları oluşur” tanımlamasıdır. Mikro Tansiyon Çatlakları laboratuarlarda özellikle camsı (brittle) kayaç örneklerinde elde edilmektedir. Sertliği azalan sedimanlarda oluşan büyük boyutlu örneklerine ise “açık tansiyon çatlakları” adı verilir.
Sistematik Çatlaklar (Çatlak Sistemleri).
Şekil-5. Yüzeyleyen açık tansiyon çatlağı ve açıkta kalan çatlak duvarındaki bloklanmalar. Küp şeklindeki bloklar dikkat çekmektedir.
Sistematik çatlaklar sert yerkabuğunun gerilimlere karşı verdiği yanıttır. Bunlara eklemler, açık tansiyon çatlakların ve dislokasyonlar da eklenebilir. Gerilim altında kalan kayaçlar daha fazla parçalanmama adına büyük bloklara ayrılarak kendilerini korurlar. Eğer blok boyutları deformasyonu karşılamakta yetersiz kalırsa, blok boyutları küçültülür. Blok boyutunun en fazla desimetre boyutunda küçültüldüğü görülmektedir. Bloklanma ile kayaç, un gibi parçalara ufalanmaktan ve ezilmekten kurtulmuş olmaktadır.
Şekil-6. Açık tansiyon çatlağı ve açıkta kalan çatlak duvarındaki bloklanmalar. Çerçeveye alınan küp biçimli blok dikkat çekici olup camsı kayaçlardan oluşan yerkabuğu için karakteristiktir.
Sistematik çatlaklar üç farklı düzlemde oluşurlar. Bunlar Düşey, Yatay ve Verev düzlemlerdir. Uluslararası karşılıkları Vertical, Horizontal, Diyagonal Cracks veya Fractures olarak bilinirler. Şekil-5 ve Şekil-6’te düşey ve yatay düzlemlerde bloklanmış bir açık tansiyon çatlağı ve çatlak duvarları görüntülenmektedir. Bu çatlak sistemleri sadece tektonik kuvvetlerle oluşmamaktadır. Derinlerde ve bütün yerkabuğunu kapsamında oluşan bloklanmalar ise Ay’ın en azından 3.6 milyar yıldan beri uyguladığı ve her 13.5 günde bir Yerküre’nin (kutupsal enlemlerinin dışında) her noktasından gelip geçen, yaklaşık 86 cm’lik Litosferik Med Kabarmasının eseridir. En azından 3.6 milyar yıl diye bir ayırım yapılmasının nedeni ise sarmal şistozite işlevi ile kabuk bağlama yönteminin 3.6 milyar yıl önce Hadean devrinin kapanımı ile iptal edilerek levha tektoniği işlevi ile yerkabuğu oluşturulmaya başlanılmasıdır.
Çatlak sistemleri global bir olgudur. Ne okyanussal kabuk ne de kıtasal kabuk bu bloklanma etkisinden soyutlanamaz. Buna karşılık genç intrüzyonlarda ve kristalin otoktonların basenlerinde oluşan genç sedimanlarda sistematik çatlaklara rastlanmayabilir. İşte burada hem jeoloji disiplini, hem de jeofizik disiplini ne yazık ki büyük bir yanılgıya düşmüştür.
BÜYÜK YANILGI
Elastic Rebound Theory’nin en önemli argümanı olan mikro tansiyon çatlakları laboratuarlarda denenmiş ve bu çalışmada sunulan Şekil-2,3,4 ‘te de görüldüğü gibi doğada, makroskopik boyutlarda da mikroskopik boyutlarda da gözlemlenmiştir. Depremsiz olarak gerçekleşebilen tektonik etkinliklerden kıvrımlanma, sürüklenim (creep), sıcak sürüklenim (hot creep), toroidal devinim, viskoelastik devinim gibi olayların mikro tansiyon çatlaklarına neden olabileceği bir gerçektir. Bunun yanında gerilim altında kalarak doğrultu atım veya ters atım yapacak bir fayın deprem üretmeden önce de bloklanmamış kayaçlarda mikro tansiyon çatlaklarına neden olabilecekleri kabul edilebilir. Eğim atımlı faylanmalardan önce sanıldığının aksine önemli bir elastik deformasyon enerjisi birikimi olmadığından, eğim atımlılar bu konunun dışında tutulurlar. Fakat asıl yanılgı depreme neden olan gerilimler sırasındaki deformasyonların nasıl karşılandığı konusunda yapılmıştır.
Şekil-7. Ay Med-Cezir’ine bağlı olarak oluşan Yerkabuğu boyutunda sistematik Çatlaklar.
Yerkabuğunun sistematik çatlaklarla bloklandığı hakkında 2009 yılı itibarı ile yaklaşık otuzbin adet yayın vardır. Bu yayınlardan etkilenilerek ve kimilerinden yararlanılarak Şekil-7 üretildi. Türkiye tipi kabuklar için, yani kimmeriyen kıtası tipi kabuklar için geçerli olmak üzere elastoplastik yığışımların egemen olduğu kabuklarda deprem odak derinlikleri genellikle Düşük Hız Kanalını işaret eden 17-20 km derinliklerde oluşmaktadır. Şekil-7’ya göre bu derinliklerdeki hiposantr’ların üstü çatlak sistemlerinin egemenliğindedir. Bu çatlak sistemlerinin metro istasyonu inşaatından, en derin maden ocaklarına kadar görülen örnekleri, yerkabuğunun en azından Conrad Süreksizliğinin üzerinde kalan kısmının çatlaklarla donatıldığını göstermektedir. Öyleyse gerilim altında kalan bu bloklanmış üst kabuk nasıl olur da her depremde yeniden mikro tansiyon çatlakları üretir. Hazır çatlak sistemleri bu deformasyonları mikro tansiyon çatlaklarının oluşmasına gerek kalmayacak biçimde karşılayamaz mı? Yanıt: Tümden karşılar. 6METIVIER,L., VIRON,O., CONRAD, C. P., RENAULT, S., DIAMENT, M. AND PATAU, G., (2009) çalışmalarında litosferik med dolayısı ile yerkabuğunun herhangi bir yerinde oluşmuş bir depreme rastlamadıklarını belirtmektedirler. Bu örnek Türkiye için de geçerlidir. (10 KAYNAK, U., 2007, Dışmerkez Dağılımına Dayalı Türkiye Sismotektoniği, jeofizik bülteni, sayı.54, ocak-nisan.)
Bu bilgi de kullanıldığında, sistematik çatlakların yerkabuğuna yüklenilen her türden gerilimi karşılayacak biçimde donatıldığı, geliştiği ve varlığını koruduğu sonucuna varılır. Örneğin Aykabuğu milyarlarca yıldan beri korumasız kaldığı asteroid ve meteorit saldırıları sonucunda metrelerce kalınlığında “Ay regoliti” adı verilen bir kataklastik kül ile kaplanmıştır. Yerküre ise hem atmosferik ajanlar hem de levha tektoniğinin regenerasyon yeteneği dolayısı ile aynı etkiye maruz kaldığı halde, bu davranışı ile kendi yüzeyini unlaştırmaktan kurtarmıştır.
Büyük yanılgı ise laboratuarda, bloklanmamış camsı kayaçlara uygulanarak elde edilen mikro çatlaklarının, zaten kendisini bu mikro çatlaklara karşı makro çatlaklarla korumaya almış olan yerkabuğunun tamamına yakıştırılmasında oluşmuştur. Bu yanılgı ise, jeofizikçilerin deprem mekanizmasını yıllar boyunca yanlış yorumlamalarına neden olmuştur.
Yanlış bilinenler,
1.Büyük depremlerden önce kayaçlar akma gerilmesine ulaşınca mikro çatlakların oluşması,
2.Bu mikro çatlakların açılması sonucunda bunların içerisine inklüzyonlarda hapsedilmiş gazların veya formasyon suyunun aniden doldurulması,
3.Yeni akışkanlarla ve daha ziyade gazlarla dolan gerilim bölgesindeki çatlaklar yüzünden sürekli ölçülen elektriksel direncin aniden yükselmesi,
4.Akışkanlarla dolan mikro çatlaklar yüzünden gerilim bölgesinde sürekli ölçülen sismik hızların aniden düşmesi
olarak sıralanabilir. Bu yanlış bilinenler yüzünden jeofizik disiplini depremleri önceden kestirmede başarılı olamamıştır.
GERÇEK DEPREM MEKANİZMASI (Odak Çözümü tanımlaması özellikle kullanılmadı).
JUPITER'S IO başlıklı yazısında NASA’dan Larry O'Hanlon,
The reason for Io's endless eruptions is simple: Jupiter and the other jovian satellites won't let it rest. Io orbits closest to Jupiter and feels the tug of the outer satellites as well. Their heavying gravities are constantly kneading the moon-sized world with tidal forces, keeping its innards Rolling and hot.
diye yazarak, Jüpiter’e en yakın Galile uydusu olan IO’nun bitmez tükenmez erupsiyonlarının nedeninin Jupiterin ve diğer yakın uyduların med yuvarlanması etkisi olduğunu belirtmektedir. Yerküre de kendi uydusunun med yuvarlanması etkisi altındadır. Ancak Ay, hep aynı yüzünü Yerküreye döndürerek bu med yuvarlanması etkisinden kurtulmuştur. Yerkabuğunda oluşan çatlak sistemleri de bu med yuvarlanmasının eseridir.
Konu başlığı çok itici ve iddialı olarak algılanabilir. Ancak bu gerçeği ilk fark eden kişiler, bu makale yazarı olmayıp, Çin asıllı Amerikalı bir yerbilimci olan Fenglin Niu ve çalışma arkadaşlarıdır.
Fenglin Niu is a seismologist with Rice University in Houston, Texas. He and his team performed experiments along California's San Andreas Fault, an area famous for its many earthquakes.
The team placed highly sensitive electrical devices about one kilometer below ground in two different places. The devices were able to measure even small changes in air pressure on the Earth's surface. The scientists say such changes are caused when rocks push together, forcing air out of small cracks in the rock. When this happens, seismic waves travel faster than usual through the rock.
Yukarıdaki paragraf bir gazete haberidir. Makale bu iki paragraflık haberden esinlenilerek kaleme alınmıştır. “Bu olduğunda sismik dalgalar kayaların içerisinde normalden daha hızlı giderler” cümlesi mikro tansiyon çatlaklarının bir yerbilimi efsanesi olduğunun ve bu efsanenin yıkıldığının kanıtıdır. (7.SILVER,P.G., DALEY, T.M., NIU, F., AND MAJER E.L., 2007). Ancak yayın taraması yapıldığında bu çalışmanın birinci isminin SILVER,R.P. olduğu görülmektedir.
GERÇEK DEPREM MEKANİZMASINA GÖRE GELİŞTİRİLEN JEOFİZİKSEL DEPREM KESTİRİMİ.
Şekil-8. İhbar bölgesinin normal durumu.
Şekil-9. Doğal sinyallerle örtüşmeyen özel zarflı alternatif akım kaynağı (transmitter) ve bu zarfa sinkronize özel alıcı (receiver). Kuyulardan birinden özel zarflı bir alternatif akım gönderilirken, diğerinde sürekli olarak potansiyel düşme oranı ölçülür.
Şekil-10. Saçılımsız cisim dalgası sürekli üreteci ve karşı kuyuda gönderilen sinyalin frekansına uygun jeofonlarla sürekli kayıt alımı. Kuyulardan birine sürekli çalışan bir sarsıcı yerleştirilirken, diğerine uygun frekanslı titreşim alıcılar yerleştirilerek sürekli sismik hız kaydı alınır.
Şekil-11. Ana şok için eşik değer aşılımı. Sismik monitoring. Ana Şoktan iki-üç gün önce yırtılma merkezi yakınındaki kayaçlat aşırı derecede ısınınca, sistematik çatlaklar kapanır, sismik hız bu nedenle aniden yükselir, ALARM!. Yamulma bilgesi genleşerek kabarır, çatlakların içerisindeki su buharlaştırılarak, diğer argon, radon ve metan gibi gazlarla birlikte yeryüzüne fışkırtılır. Bu sırada veya daha önce, yamulma (piezoelektrik) kaynaklı elektron fışkırtılmasıyla alev topları ve/veya deprem ışıkları görülebilir. Anı ısınmanın nedeni ise kısmî latis göçertilmesidir (Lattice quasi debris).
Şekil-12. Ana şok için eşik değer aşılımı. Özdirenç monitoring. Aynı Anda; ana şoktan iki-üç gün önce, yamulma bölgesindeki gerilim “akma gerilmesi”ne ulaşınca, ortam aniden ısınıp genleşerek (kısmî latis göçertilmesi) kabarır ve yükselir. Sistematik çatlaklar da kapandığı için, çatlakların arasındaki yarı iletken buhar ve yalıtkan gazlar çatlakları terk eder. Böylece birbirleri ile daha sıkı temasa geçen kayaç blokları, daha iyi elektrik iletirler. ALARM!Tam deprem anında meydana gelen gaz çıkışları ise, ıslak olmayan kumlu zeminlerde bile sıvılaşmaya (liquefaction) neden olur.
Şekil-13. Ana Şok! Sonunda yenik düşerek akma gerilmesinden kopma gerilmesine ulaşan segmentin (fay parçası) iki yanındaki yamulmuş kayaçlar, kabardığı için açılan ve kilidi kırılan segment düzleminin iki yanında, dakikaya yaklaşabilen veya aşabilen süre boyunca, aksi yönlerde göreceli olarak yürüyecek, olmaları gereken yerlere ulaşınca da gerilimleri hemen hemen sıfırlanacaktır. O kaotik ortamda, gerilimleri yeterince sıfırlanamayan parçalar da artçı şoklarla yeni yerlerine yerleştirileceklerdir.
Şekil-14. Tekrar normal şartlara artçılarla dönüş. Kıtasal kaymanın istediği yeni yerlerine yerleşen fay parçası kompartmanları, üzerlerindeki yamulma baskısı geçici bir süre için kalktığından, fayın yakın çevresindeki asıl büyük kabuk kütlesi tarafından hızla soğutulacaklardır. Segmentin kabarması çökecek, hamcı tekrar normale düşürülecek ve bu nedenle sistematik çatlaklar Ay’ın med deformasyonuna karşı yerkabuğunu korumaya almak üzere, tekrar açılarak deprem sırasında kaybettiği akışkanları kazanacaklardır.
Şekil-15. İtalya Depreminden sonra uydudan alınan GPS deplasman görüntüsü. Deplasmanların asimetrik oluşu eğim atımlı normal faydan kaynaklanmaktadır. Tavan bloku daha fazla yer değiştirmiştir. Görüntünün bakış açısı kuzeyden güneye doğru eğimlidir.
Şekil-16. Deprem anında Yeryüzünün elastoplastik deformasyonu
Deformasyon altında kalan bir segmentin elastoplastik deformasyonunu ve deprem sırasında yeryüzünün ve dolayısı ile derinliklerinin eliptik bir hacım içerisinde kalan kısımda tam anlamı ile sıvı gibi davranarak her noktasının farkı mesafedeki gerilimsiz yerlerine doğru yola çıkmaktadır. Büyük depremlerde inanılmaz bir şekilde yeryüzünün farklı yönlerde ve farklı miktarlarda yüzmeye başladığını gösteren video çekimler vardır. Şekil-26’teki karelasyon hücrelerinin içerisinde yazılan rakamlar hücreların bağımsız hareket metrajıdır. Dikkat edilirse elips dış çizgisinin bir metre içerisinde de, bir metre dışarısında da hareket miktarı sıfırdır. Ancak bu elips, eşmerkezli küçülen elipslerle doldurulduğunda her elips diliminin hareket miktarı, dışındakinden büyük, içindekinden küçük olacaktır. Maksimum hareket miktarı ise yırtılma merkezi civarında oluşur. Bu davranışı tanımlamak için rijit kabuk elastoplastik davranır denilebilir.
Güncel bir gazete haberi (Bilgi alınan web sitesinde gazetenin adı belirtilmemiştir):
Yetkililer, ülkenin batısındaki
köylerde hissedilen ve Richter ölçeğine göre 5,4 büyüklüğündeki depremin can ve
mal kaybına sebep olmadığını, ancak Medine'nin batısındaki beş köyün
boşaltılmasının uygun olacağını kaydetti.
Suudi Arabistan Deprem ve Yanardağ Ulusal Merkezinden yapılan açıklamada,
depremin gün ağarmadan önce meydana geldiği belirtilirken, yerel televizyonlar,
tahliye çağrısına uyan birçok kişinin evlerinden ayrılarak kurulan çadır
kamplara gittiğini duyurdu.
Deprem nedeniyle yerde oluşan çatlaklardan gelen kötü koku sebebiyle yetkililer halka maske dağıttı.
Medine’nin batısında, Kızıldeniz’e paralel bir fay zonundaki gerilim altında kalan Arabistan otoktonunun kristalin kabuğu, deformasyon bölgesinde depremden hemen önce ısınarak genleşmiş, çatlaklarını kapatmış ve bu çalışmadaki modeli doğrularcasına çatlaklarından olasılıkla doğal gaz fışkırtmıştır. (Şekil-1)
SONUÇ
Sonuçta parasal gücün denemeye aldığı San Andreas Fay Zonundaki derin kuyu pompalarının terk edilen sondaj kuyuları, orada kaderine terk edilmemiş, yine parasal gücün yönlendirdiği bir araştırıcı grup gelip bu terk edilmiş kuyularda sürekli özdirenç ve sürekli sismik hız kaydı almaya başlamışlardır. Bu sırada şaşmaz bir isabetle görülmüştür ki bu monitoring sırasında yerel hava basıncı değişimleri de, yaklaşık 30 m derinlikli ve 30 m aralıklı açılan sondaj kuyularının aralarında kalan kayaç kütlelerini etkilemektedir. Bunun tek açıklaması var. Yükselen hava basıncı sistematik çatlaklara girmekte ve dolayısı ile iletkenlik de sismik hız da düşmektedir. Bunun tersi de geçerlidir. Paragrafa parasal güç vurgulaması ile başlamakla, San Andreas fayının bir segmenti üzerinde yapılan araştırmayı küçümsemeğe çalışılmamakta, parasal desteğin önemine dikkat çekilmektedir. Zira bu Arizonadaki bu çalışmayı üç ayrı kurum desteklemektedir.
Fakat asıl büyük keşif M<4 büyüklüklü iki adet deprem sırasında yaşanmıştır. Ne gariptir ki bu depremlerden iki üç saat önce elektriksel iletkenlik ve sismik hız dramatik bir biçimde yükselmektedir. Bu durum Elastic Rebound Theory’ye ve dolayısı onun bir argümanı olan mikro tansiyon çatlakları öngörüsüne aykırıdır. Hava basıncı değişimlerinin yakalanması ile bu aykırı durum birlikte değerlendirildiğinde acı gerçek ortaya çıkmıştır:
Biz kırk yıldır yanılmışız…
DEĞİNİLEN KAYNAKLAR
1.ROTH, F. 1993, Deformations in a Layered Crust Due to a System of Cracks: Modeling the Effect of Dike Injections or Dilatancy, J. Geophys. Res., 98(B3), 4543–4551.
2.BLOCH S. and HOFMANN, A.W., 1978, Magnesium metasomatism during hydrothermal alteration of new oceanic crust, Geo Science World, Geology; May 1978; v. 6; no. 5; p. 275-277.
3.Mc.DONNALD,G.A. and KUNO,H., 1968, The Crust of the Pasific Basin, Geophysical Monograph Series, American Geophysical Union.
4.KNOPOFF,L., DRAKE,C.L. and HART,P.J.,1968, The Crust and Upper Mantle of the Pasific Area, Geophysical Monograph Series, American Geophysical Union.
5.Mc.DONNALD,G.A., 1967, Calculations of the Thermal History of the Earth, Journal of the Geophysical Research, v. 64, n. 11 p.
6.MÉTIVIER,L., VIRON,O., CONRAD, C. P., RENAULT, S., DIAMENT, M. AND PATAU, G., 2009, Evidence of earthquake triggering by the solid earth tides, Earth and Planetary Science Letters, Volume 278, Issues 3-4, Pages 370-375.
7.SILVER,P.G., DALEY, T.M., NIU, F., AND MAJER E.L., 2007, Active Source Monitoring of Cross-Well Seismic Travel Time for Stress-Induced Changes, Bulletin of the Seismological Society of America, Vol. 97, No. 1B, pp. 281–293
8. HUENGES, E., J. ERZİNGER, J. KUECK, B. ENGESER, AND W. KESSELS, 1997, The permeable crust; geohydraulic properties down to 9101 m depth, J. Geophys. Res. 102, 18,255–18,265.
9.DE FAZIO, T. L., K. AKI, AND J. ALBA,1973, Solid earth tide and observed change in the in situ seismic velocity, J. Geophys. Res. 78, 1319–1322.
10.KAYNAK, U., 2007, Dışmerkez Dağılımına Dayalı Türkiye Sismotektoniği, jeofizik bülteni, sayı.54, ocak-nisan.
DEPREM KESTİRİMİ YAPMAYAN FAKAT “DEPREM TAHMİNİ” VEYA “DEPREM ÖNGÖRÜSÜ” KAVRAMLARINI İÇEREN ÖZEL YAYINLAR:
11.KAYNAK,U., 2006, Deprem Bulutları. Jeofizik Bülteni,Yıl.18, Sayı.52.
12.KAYNAK,U., 2007, Dışmerkez Dağılımına Dayalı Türkiye Sismotektoniği, Jeofizik Bülteni Yıl.19, Sayı.54., Ocak-Nisan
13.KAYNAK, U., 2008, Tarihsel Marmara Depremlerinde Oluşan Döngüsel Dışmerkez Göçü ve Bu Döngüye Dayalı Bir Deprem Öngörüsü, Jeofizik Bülteni,Yıl.20 Sayı.57-58-59.
14.KAYNAK, U., 2008, Denizde Depremi Haber Verme Projesi, Yedi Sensörlü Magdeburg Küresi, Mühendislikte Mimarlıkta ve Planlamada ÖLÇÜ, TMMOB
15.KAYNAK, U., 2008, Karada Depremi Önceden Belirleme Projeleri, Mühendislikte Mimarlıkta ve Planlamada ÖLÇÜ, TMMOB.
16.KAYNAK,U., 2009, Anadolu Elastoplastik Kabuğunun, Sismolojik, Volkanolojik, Hidrolojik, Jeomorfolojik ve Tektonik Kanıtlarla Desteklenmiş Kinematik Modeli, Jeofizik Bülteninde Yayına Hazır.
17.KAPLAN,ERDOĞAN, 26. MAYIS. 2009, Kişisel Görüşme, Gezievi yetkilisi, www.gezievi.com.tr
18.PİLAVCI, MEHMET, 2009, Kişisel Görüşme, Mahdumlar Köyü Alabalık Üretme Çiftliği, Taraklı, Sakarya