Şimdi biraz bu yukarıda sıralanan belki de gerçeklere ya da saçmalıklara mantıklı bahaneler (!) bulmaya çalışalım:
1. Belki de Çat 5.1 depremi aslında hatırı sayılır miktarda düşey bileşeni olan bir depremdi. (Üç bileşende göremediğim için odak çözümü yapamıyorum.) Normal fay depremlerinde gerilim rejimi uygulandığında çok fazla elastik deformasyon enerjisi birikmesine gerek kalmaksızın oturan tavan blokunun darbesi ile deprem oluşur. Eğer oturma tam yerine rast gelirse bu kez de zaten depremden önce oluşmuş bir deformasyon söz konusu olmadığından pek fazla artçıların oluşması gerekmez.
2. Bu baskın düşey bileşenli Aşkale’ye yakın Çat depremi, bu kez Aşkale fayındaki deformasyon gerilimi altında kalan segmentte bir deprem fırtınasına (münferit kırılmalara) neden olmuş olamaz mı? Ama bu kez de parçalı kırılmalar oralardaki kısmi gerilimleri sıfırladıkça, en sağlam kısımdaki gerilim daha da artarak, sonunda bu segmentteki 5.3’lük depremi de çalıştırmış olamaz mı?
3. Erzurum fayının Aşkale bölümünün uzantısını güney batıya doğru çizerseniz Pülümür-Ovacık fayına ulaşırsınız. Bu durumda asıl gerilim bu iki eş doğrultulu ve diri fay arasında kalan segmentte gelişir. Bu segment ise KDAFZ üzerindeki Tercan –Tanyeri segmentidir. Kaldı ki bu bölgede KAFZ doğrultusunu süren Yedisu sismik gap segmenti de bu sözünü ettiğimiz segmentle çapraz yapmaktadır.
4. İşte bu yüzden herkes “Bu yörede yüksek magnitüdlü bir deprem beklemekteyim” diyip duruyor.
5. Bana göre de öyle! Ancak asıl mesele bu büyük magnitüdlü depremin ne zaman olacağıdır. Bu günlerde bu netameli bölge epey darbe yedi. En azından sekiz - on gün kadar Tercan – Tanyeri (Mutu) – Yedisu yöresinde (olabildiğince) kapalı mekanlara girilmemesini önermekteyim. Eğer önümüzdeki sekiz on gün içerisinde (yani 10.04.2004 günü sonuna kadar diyelim) bu yörede büyük bir deprem olmazsa, artık tetikleme mekanizmasının “son kullanım tarihi” aşılacak kadar bölgenin kilidinin sağlam olduğu anlaşılacak ve olası bir büyük deprem, bu günlerde değil ama yıllarca ileride daha da güçlü olarak çalışacaktır. Sözün özü eğer bu sekiz on günü depremsiz atlatırsak beklenilen Tercan ya da Yedisu depremi kesinlikle kısa beklentide hemen oluşamaz.
6. Dikkat edilirse bu çalışmada Erzurum şehir merkezine
yakın bölgelerdeki bir büyük depremden söz edilmemektedir. Ancak bilinmelidir ki
bizim için, Tercan’daki bir kişi de, Erzurum’daki ya da Ankara’daki bir kişi
kadar önemlidir. İşte bu yüzden mahcup olmayı da göze alarak geleceğe
projeksiyon yapmaya çalışıyoruz.
![]() |
7. KDAFZ (Kuzey Doğu Anadolu Fay Zonu) deyimi özellikle jeologlar tarafından benimsenmemektedir. Bunun nedeni KDAFZ’nın yaklaşık 80 km eninde ve 250 km boyunda bir alanı kaplamasıdır. Buna Fay zonu demektense ezik zon, kompresyon bölgesi … falan demek daha mantıklı geliyor onlara. Ancak olaya yeryüzünden bakmak yerine, üç boyutta düşünüldüğünde biraz daha değişik sonuçlara varmak olasıdır. Bölgenin neredeyse tamamı neojen volkanitlerle kaplıdır. Bunların kalınlığı yer yer 200 m yi bulmaktadır. Ortalama kalınlıkları 50-60 m kadardır. |